Yazı Detayı
15 Ocak 2016 - Cuma 23:49
 
Kürtleri Kaybeden Bir Türkiye
İbrahim Genç
 
 

Ortadoğu coğrafyası, bin yıllardır yerine oturmayan taşlardan dolayı bugün adeta doğal bir savaş platosuna dönüşmüştür. Burada mezhepsel, dinsel, kimliksel ve feodal çelişkiler sürekli bir rekabet içinde olagelmiştir. Böylesi bir ortamda hiç kimse özgür olamadığı gibi güvenlik sorunu hiçbir zaman bitmemiştir. Bununla birlikte Ortadoğu halkları, Batılıları için de her zaman uygun bir müdahale alanı olmuştur. Oysa Batı’da da birçok çelişki ve benzer sorunlar vardı; Ama Batılılar, ya büyük bir savaş ya da iç savaş deneyimlerini yaşamak suretiyle bunları aşabildiler. Ortadoğu halklarının da çelişkileri bir savaş nedeni olmaktan çıkarıp farklılıkların bir arada yaşayabileceği bir sistemi nasıl kuracakları merakla bekleniliyor.

Mideye indirilen Kürdistan

Türkiye de diğer Ortadoğu ülkelerine nispeten katı merkezi yapı ve Batı ülkeleriyle sıkı müttefiklik üzerinden yıllardır farklı bir yerde duruyordu. Tabii gelinen süreçte Ortadoğu çelişkilerinin ertelenebileceği ama bir gün herkesin bununla mutlaka yüzleşeceği çok geçmeden anlaşıldı. Dolayısıyla Türkiye başta olmak üzere Irak, Suriye ve İran’ın mideye indirdikleri “Kürdistan”ın kılçıkları boğazı yara yara derine inse de mutlaka bir yere batacaktı. Bugün tam da bunun sancılarını her dört devlet de yaşamaya başladı. Özellikle bölgede dengelerin değişmesiyle artık Kürtlere karşı dörtlü anlaşmalar da geçersiz hale gelirken Kürtler, temel aktör olmaya başladılar.

Bu açıdan olaya bakıldığında Türk dış ve iç politikasının başarısızlığının nedeninin Kürtlere bakışındaki tutarsızlık olduğu söylenebilir. Yani Türkiye’nin Suriye krizinde politik iflasa uğramasının nedeni, Suriye Kürtlerini ısrarla tanımamasıydı. Bununla birlikte, Türkiye’de Ocak 2013 itibariyle başlayan çözüm sürecine rağmen Türkiye’nin Rojava’ya yönelik olumsuz politikası hiçbir zaman değişmedi. Dolayısıyla Kürtler için “Çözüm sürecinde cenazeler gelmedi” düşüncesi, Rojava’dan gelen YPG’li cenazelerinden dolayı hiçbir zaman geçerli olmadı. En son yaşanan Kobanê süreciyle de  Rojava ve Bakur Kürtlerinin kaderinin bir olduğu tescillendi ve Türkiye’nin politikasındaki sertleşme de işte bu noktada başladı.

AKP’nin hesabını Kürtler bozunca

Geldiğimiz aşamada Rojava Kürtlerinin Suriye’nin kuzeyini IŞİD ve diğer çetelerden temizleyip Türkiye’nin zihinsel açıdan Mısır’a inip Müslüman Kardeşler ile bütünleşmesi hayallerine son vermesinin AKP’yi kızdırması gayet doğaldır. Dolayısıyla Teşrin Barajı ve çevresinin alınmasıyla Türkiye’nin “Kırmızıçizgimizdir” dediği Fırat’ın batısına bazı birliklerin geçmesi ve Azez’e doğru Kürtlerin ilerlediğine dair haberlerin gelmesinin Türkiye’de yansımaları olacaktır. Tabii Kürtlerin Rojava hattı boyunca ilerlemesi devam edecektir, burada Türkiye iç kamuoyunu rahatlatmaya çalışmakla yetinecektir. Suriye krizi konusunda Batılıların dedikleri ile AKP’nin anladıkları birbirini tutmadığı bir gerçektir.

Burada dikkate değer olan bir nokta da Türkiye’nin Kürtlere ilişkin Rojava ve Bakur’da aynı anda bir savaş yürütemeyeceği yaklaşımının devre dışı kalmasıdır. Bunun sonucu olarak da şu an Türkiye’nin Rojava politikası değişmemekle birlikte Bakur’da çözüm süreci rafa kalktı ve çatışmalı süreç başladı. Aslına bakılırsa bu, normal şartlar altında Türkiye açısından tutarlı bir politikadır. Peki, neden Türkiye iki tarafta da Kürtleri karşısına aldı? Çünkü Kürtler, Türkiye’nin radikal Sünni unsurlarla etkin aktör olma hayallerini suya düşürdüğü gibi oluşması muhtemel bir Rojava koridoruyla enerji kaynaklarının açık denizlere ulaştırılması noktasında bypass edileceği korkusudur. Bununla birlikte Kobanê sürecinde Bakur ve Rojava’nın bütünleşmesi de AKP açısından çözüm sürecini “ziyan” haline getirirken HDP de yakaladığı ivme ile AKP için en tehlikeli muhalefet konumuna gelmişti. Yani kıyametin kopması bundandır.

Türkiye Kürtleri kaybederse…

Tabii şu aşamada tüm yanlış politikalarına rağmen AKP’nin Avrupa Birliği ülkelerini ve ABD’yi, Kürtlere karşı sessiz kalmaya ikna ettiği görülüyor. Herkesin bildiği gibi bunu; mülteci krizi ve İncirlik askeri üssü üzerinden başarmaktadır; ama kısa vadede… Bunun yanında AKP’nin Suriye krizindeki politik iflasını, dikkatleri Türkiye’deki çatışmalara çekmek suretiyle geçiştirdiği de kısa vadeli bir başarı (!) olarak görülebilir. Ama tüm bu planların uzun vadede sürdürülebilir olması mümkün değildir. Dolayısıyla AKP’ye düşen görev, her parçadaki Kürtlerle iyi ilişkiler geliştirmektir. Yani Türkiye, Suriye’yi kaybederse sadece bir ülkeyi kaybetmiştir; ama Kürtleri kaybederse, dünyayı kaybetmiştir. Bu sebeple de çatışmalı sürecin bir an önce sonlanması için AKP’nin tehdit dilini bırakıp diplomasi üzerinden bir diyalog kanalı açması ve tekrar masaya dönülmesi Türkiye halkları için en kârlı yoldur.

İbrahim GENÇ

 

 
Etiketler: Kürtleri, Kaybeden, Bir, Türkiye,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Yazarlar
En Çok Okunanlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
sanalbasin.com üyesidir
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Sivasspor
37
0
2
4
11
17
2
İstanbul Başakşehir
33
0
2
6
9
17
3
Trabzonspor
32
0
3
5
9
17
4
Fenerbahçe
31
0
4
4
9
17
5
Beşiktaş
30
0
5
3
9
17
6
Alanyaspor
29
0
4
5
8
17
7
Galatasaray
27
0
4
6
7
17
8
Yeni Malatyaspor
24
0
5
6
6
17
9
Gaziantep FK
24
0
5
6
6
17
10
Göztepe
23
0
6
5
6
17
11
Denizlispor
22
0
7
4
6
17
12
Çaykur Rizespor
20
0
9
2
6
17
13
Gençlerbirliği
18
0
7
6
4
17
14
Konyaspor
18
0
8
6
4
18
15
Kasımpaşa
15
0
10
3
4
17
16
Antalyaspor
14
0
9
5
3
17
17
MKE Ankaragücü
12
0
10
6
2
18
18
Kayserispor
10
0
11
4
2
17
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1