Yazı Detayı
31 Aralık 2015 - Perşembe 14:21
 
Miray...
Lokman Tekin
lokmantekin@hotmail.com
 
 

 

MİRAY

 

            Uzaktı mavi...

Yerle gök arasında, sonsuzluğa uzanan bir ölüm tenhasında…

En masum gecenin en savunmasız yıldızında…

   Bir başına…

Gökyüzünün en sıcak göğsünde yatıyordu. Sıcacıktı düşleri. Botan yürekliydi.

Daha en baharındaydı ömrünün. Yeni filizlenen bir ilkyaz çiçeğinin en sevdalı haliydi.

Gitti…

Ömrünü yoldular, bir kış zemherisinin en kalleş kurşunuyla.

Git(me)di!

Minicik yüreğinin en cesur bakışlarıyla selamlıyor hala, bahar sevdalı çocukları. Yüreği en yaralı ve en sevdalı.

Bu gün en güzel giysilerini giyinip, yine dik bakıyordu gökyüzüne. Ta uzakların rüyasından el sallıyordu, memleket kokulu bahara. İki yana açmış kollarını ve Cizre’nin en sıcak yüreğine dağıtıyor saçlarını.

           Mavi küstü. Esmez oldu rüzgar. Çığlıklarını çocuklar duyabildi, sadece. Sonra en nazlı yüreği dağların…

           Gözünü açtığında çoktan doğmuştu güneş. Bütün toprak Miray kokuyordu. Ağustos sıcaklığındaydı evrenin kocaman yüreği. Oysa üşüyordu toprak. Ceylan’ın, ilk gelincik çiçeğini saçlarına taktığı günkü gibi üşüyordu Botan.

          Botan ağlıyordu.

          Paramparçaydı sevdası.

          Şimdi Miray’ın da düşleri paramparçaydı. Soğuk toprak, onu da kendisine çekmişti. En derin soğuğuna…

          Hiç olmadığı kadar soğuktu şimdi toprak. Bırakmıyordu Miray’ın ellerini, Bırakmıyordu Miray’ın göğsünü.       Başını kaldırdığında kalkmaya çalışmış, ama yumulup kalmıştı Miray. Toprağın sırtından kalkamayan Berivan olmuştu şimdi. Çünkü toprak, en sevdiği oyuncağını almıştı.

          Ömrünü…

          Mevsim yine değişti.

          Kırılmış bir daldı şimdi Gabbar yalnızlığı. Bir tarih kadar yorgundu Miray. Yaşam bütün sıcaklığını yitirmişti. Çünkü toprak en sevdiği oyuncağını almıştı.

          Ömrünü…

          Her şey yalnızdı. Her şey gecenin karanlığını bölen bir kurşun kadar serseriydi şimdi. Masum insanların bedenlerini parçalayan bombalar kadar haindi her şey…

Her şey suskundu…

Türkiye’nin batısı kadar duyarsız ve sorumsuzdu her şey…

Ölümler yaşanıyordu oysa. Öldürmeler…

Ardı ardına canlar düşüyordu toprağa. Kentler kurşunlanıyor, sokaklar yasaklanıyordu oysa.

Nefes almak bile yasakken memleketimin sokaklarında, adım adım uzaklaşıyordu kardeşlikten ülkemin Batısı!

Her şey titriyorken, toprağın göğsünden bir el uzandı birden. Gülümsüyordu toprak. Miray’ın da yüreği… Önce ellerini çekti topraktan, ardından bedenini. Ayağa kalktı ve iki yana açtı kollarını. Şimdi Mevsim gülümsüyordu. Hep öyle açardı kollarını Miray. Toprak en sevdiği oyuncağını almadan önce, hep öyle kucaklaşırdı. Dağları hep bu sıcaklıkla kucaklar, en sevdiği şarkıların saçlarını hep böyle tarardı.

          Oysa umut, soğuk bir düştü şimdi. Çünkü toprak, en sevdiği oyuncağını almıştı…

          Ömrünü…

          Titredi bedeni. Titredi ve Cizre’nin iki yanına düştü düşleri

           7 Gündür kaldırımda bekleyen anne cenazesinin yanı başına!

           Yağmur yağdı, ölümüne…Ve yağmur ağladı.          

           Yağmur ağlıyorken, yine tazelendi yaraları. Oysa ne çok severdi yıldızların ellerine kına yakmayı! Ne çok severdi ay ışığının saçlarını okşamayı!..

          Önce sallandı, ardından iki yana düştü kolları. Gülümsemek istedi, sonbahar sevdalı rüzgara. Bağırmak istedi. Yürümek, koşmak istedi. Ama sadece ağladı. Bir zamanlar, mavi düşlü ülkenin ağladığı kadar ağladı. Ve tekrar toprağın sırtına düştü bedeni. Çünkü toprak, en sevdiği oyuncağını almıştı.

          Ömrünü…

          Miray, Zağroslar’ın kocaman yüreğinden filizlenen çiğdemler gibi hüzünlüydü şimdi.

          Ne garipti sevdalar!

          Ülkenin bir tarafı nefes almaya hasret, bir tarafı noel hazırlığında…

          Yıkılası ey zalimlerin yuvası, Türkiye aydını sıfatlı dünya!

          Miray yaralıydı…

          Onunla melezleşti gökyüzü. İlk kez ona söylemişti ilk şarkısını. Ve ona vermişti ilk mavi çiçeğini. Şimdi, türkülerin mavisi gibi, ülkemin çocukları da ağlıyordu.

          Birbirinden uzak olan, ama birbirine yakın olan bir köprüde oluverdi her şey. “Yaşamak” ya da “ölmek” olmalıydı adı. Toprak onun en sevdiği oyuncağını alınca, yaşamakla ölmek arasında uzanıverdi nefesi. Ya ölüm olacaktı yaşamın adı ya da …

          Sadece biri kazanacaktı.

          Biri kazandı.

          Savaş…

          Gözünüz aydın, ey sevdası kararmış ölüm melekleri.

          Miray’ın en sevdiği oyuncağını aldı(nız).

          Ömrünü…

         

         

                                                                                 

 

 

 
Etiketler: Miray...,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Yazarlar
En Çok Okunanlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
sanalbasin.com üyesidir
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
22
20
0
1
7
8
2
Göztepe
16
17
2
1
5
8
3
Akhisarspor
16
14
2
1
5
8
4
Medipol Başakşehir
16
13
2
1
5
8
5
Fenerbahçe
14
17
2
2
4
8
6
Beşiktaş
14
13
2
2
4
8
7
Kayserispor
14
12
2
2
4
8
8
Bursaspor
12
16
4
0
4
8
9
Sivasspor
12
14
4
0
4
8
10
Alanyaspor
10
16
4
1
3
8
11
Trabzonspor
9
17
3
3
2
8
12
Yeni Malatyaspor
8
14
4
2
2
8
13
Kasımpaşa
8
12
4
2
2
8
14
K. Karabükspor
8
11
4
2
2
8
15
Gençlerbirliği
7
9
5
1
2
8
16
Atiker Konyaspor
7
8
5
1
2
8
17
Antalyaspor
6
9
4
3
1
8
18
Osmanlıspor FK
4
10
6
1
1
8
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1